

Bir armatör iflas ettiğinde, ona ait gemi hâlâ seferdedir ve mürettebat kendini gemide mahsur kalmış bulur. Deniz hukuku gereği gemiyi terk etmelerine izin verilmediği için, çalıştıkları armatörün iflasına rağmen bulundukları yerden ayrılamazlar. Gemide kalan altı kişinin beşi gemici, biri ise onların bağlı olduğu kaptandır. Hiçbir yere kıpırdayamadan sürdürmek zorunda oldukları bu bekleyiş huzursuz geçer; kaptanla gemiciler arasındaki hiyerarşi de aralarındaki güç mücadelesinin temelini oluşturur. Aynı gemide, aynı zorunluluk yüzünden kalan mürettebat için mesele artık yalnızca seferin kesintiye uğraması değildir. Kimin sözünün geçeceği ve gemideki yetkinin kimde olduğu, bu altı kişinin birbirleriyle yaşadığı çatışmanın merkezine yerleşir.