

Fikret, bir kütüphanede çalışan, evli ve on yaşında bir oğlu olan yüksek işlevli otizmli bir babadır. İşine gidip geldiği, ailesiyle birlikte yaşadığı günler belli bir düzen içinde geçer; günlük hayatı bütünüyle alıştığı rutinlere bağlıdır. Karısının evden ayrılmasıyla bu düzen bozulur ve Fikret, daha önce sürdürebildiği gündelik yaşamına aynı şekilde devam edemez hale gelir. Bu ayrılığın ardından evde yaşanan değişiklikler, henüz on yaşındaki oğlunu da doğrudan etkiler. Otizmli babasının aksine normal olarak tanımlanan çocuk, kendini bir anda babasının konumunda bulur. Yaşı gereği babasına ihtiyaç duyduğu bir dönemde, aralarındaki rollerin değişmesiyle babanın yerini üstlenmek durumunda kalan kişi artık odur.