

İstanbullu Haşmet, bir zamanlar saraylı olan, ancak iflas ederek varlığını kaybeden bir ailenin son temsilcisidir. Ailesinin elden çıkardığı yalının bahçesinde bulunan küçük bir kulübede yaşar. Eski aile servetinden uzak bir hayat sürerken geçimini de seyyar fotoğrafçılık yaparak sağlar. Bir gün, taşradan İstanbul’a gelen Ayşe adında genç bir kadınla tanışır. Ayşe’nin bu şehre gelmesinin nedeni, artist olma hayalini gerçekleştirmektir. Haşmet, tanıştığı bu genç kadına âşık olur. Ancak Ayşe’ye duyduğu aşka, onun kötü yola düşebileceği korkusu da eşlik eder. Genç kadının artist olmak için geldiği İstanbul’da böyle bir duruma sürüklenmesini istemediğinden, ona yardım etmeye karar verir.