

Ayşe, daha ortaokuldayken Artvin’den Almanya’ya gönderilmiş, uzun yıllar memleketinden uzakta yaşamıştır. Annesi hastalanınca çocukluğunun geçtiği köy evine geri döner. Ölüm döşeğindeki annesinin ondan son bir isteği vardır: Aileye ait arılığın sorumluluğunu üstlenmesi ve kovanlarla ilgilenmesi. Oysa Ayşe’nin hayatta en çok korktuğu şey arılardır. Yine de annesini geri çeviremez ve ailesinden kalan arılığa sahip çıkmayı kabul eder. Bu sorumluluğu yerine getirirken arıcılığın önemli bir geçim kaynağı olduğu köyde modern yöntemler uygulamaya başlar. Ancak onun tercihleri, alıştıkları yöntemleri sürdüren geleneksel arıcılarla arasında anlaşmazlıklara neden olur. Ayşe bir yandan arılara duyduğu korkuyla uğraşırken bir yandan da köydeki arıcılarla çatışır. Kovana dadanan arılar ise hem onun hayatını hem de kovanları tehlikeye atar.