

İkinci Dünya Savaşı sürerken küçük bir çocuk, anne babası tarafından daha güvenli olduğu düşünülen uzak bir köye gönderilir. Ancak sığındığı yerde uzun süre kalamaz ve tek başına köy köy dolaşmak zorunda kalır. Gittiği her yerde savaşın gölgesinde yaşayan farklı insanlarla karşılaşır. Bazıları ona kapısını açarken bazıları onu dışlar, kullanır ya da şiddet uygular. Çocuk, yol boyunca soğukla ve açlıkla mücadele eder; kendisini koruyacak bir yetişkin olmadan hayatta kalmaya çalışır. Karşılaştığı acımasızlık, yalnızca savaş alanlarıyla sınırlı değildir. Köylerdeki korku, öfke ve çaresizlik de onun hayatını belirler. Dünya çevresinde parçalanırken çocuk, her yeni durakta başka bir tehlikeyle yüz yüze gelir.