

Başarılı ve varlıklı pedagog Mete, iyi işi ve kendisini seven eşiyle dışarıdan düzenli görünen bir yaşam sürer. Buna rağmen sahip oldukları onu mutlu etmeye yetmez. Çocuk sahibi olmak isteyen eşinin beklentisi ve torun görmeyi arzulayan hasta babasının baskısı, Mete’nin üzerindeki yükü artırır. Doktora tezini tamamlamak için taşrada bulunan Sevgi Evi adlı yerleşkeye gitmek zorunda kalır. Mete buraya yalnız kalıp çalışmak, tezini bitirmek ve günlük hayatından uzaklaşmak için gelir. Ancak Sevgi Evi’nden başka hiçbir şeye sahip olmayan çocuklarla karşılaşması, planlarını değiştirir. Çocukların küçük imkânlarla kurduğu mutluluk, Mete’nin kendi hayatına ve önceliklerine başka bir gözle bakmasına neden olur.