

Bir baba ile küçük oğlu, şehrin lüks gökdelenlerinin hemen dibinde bulunan bir sebze halinde çalışır. Onların mesaisi gündüz değil, geceleri, üstelik katlanması kolay olmayan koşullar altında sürer. Yüksek binaların çevrelediği bu hal, şehrin ortasında olmasına rağmen kendi içine kapalı bir dünyadır. Ancak bu kapalılık, içerideki hayatın durgun olduğu anlamına gelmez; burası geceleri de hareketin eksik olmadığı, dinamik bir çalışma alanıdır. Baba ile oğlu da bu hareketliliğin içinde işlerini sürdürürken zor şartlarla baş etmek zorundadır. Çevrelerindeki lüks ile çalıştıkları yerin koşulları arasındaki fark belirgindir. Bütün bu güçlükler, ikisinin de insanlıklarını korumasına engel olmaz.