

Merhaba Güzel Vatanım, Nâzım Hikmet ile onu kendine örnek alan Ahmet Ümit’in yaşam öykülerini bir araya getiriyor. Anlatı, Nâzım Hikmet’in Moskova’ya gidişi ve bu deneyimin Ahmet Ümit üzerindeki izleri etrafında şekilleniyor. Ümit’in 1980’li yıllarda Moskova’da geçirdiği dönem, Nâzım Hikmet’in hayatıyla kurduğu bağ üzerinden ele alınıyor. İki yazarın gençlik yılları, yaşadıkları dönemin siyasi ve toplumsal koşullarıyla birlikte aktarılıyor. Türkiye tarihindeki önemli gelişmeler, onların seçimlerini ve yazarlıklarını etkileyen arka planı oluşturuyor. Nâzım Hikmet’in sürgünle kesişen hayatı ile Ahmet Ümit’in fırtınalı yılları, edebiyata yönelmelerindeki ortak noktaları ortaya koyuyor. Sanatın ve yazının, her iki isim için de yaşamı anlamlandıran bir alan oluşu öne çıkıyor.