

Bahram’ın Türkçe-Azerice hazırladığı işi, İran’da bir kez daha engelle karşılaşır ve resmi onay alamaz. Bu yeni ret, onu pes etmekle daha riskli bir adım atmak arasında bırakır. Yanındaki cesur yapımcı ise filmin bir şekilde seyirciyle buluşması gerektiğine inanır. İkili, tüm yasaklara ve izin süreçlerinin çıkmazlarına rağmen yeraltı bir gösterim düzenlemeye çalışır. Bu süreçte yalnızca dış baskılarla değil, kendi içlerindeki tereddütlerle de uğraşırlar. Film, sansürün günlük hayata nasıl sızdığını sakin ama net bir dille anlatırken, sanat üretmenin bazen ne kadar yorucu ve kişisel bir mücadeleye dönebildiğini de hissettiriyor.