

İngilizce bilmeyen bir kadın, ailesinin bu konudaki küçümseyici tavırları yüzünden günlük yaşamında küçük aşağılanmalarla karşılaşır. Dil bilmemesi, yakınları için ona kendisini eksik hissettirecek sözler söylemenin bahanesi olur. Aile içinde gördüğü bu muamele, kadının kendine duyduğu güveni de etkiler. Yeğeninin düğününe katılmak için Manhattan’a gitmesiyle birlikte, alıştığı çevrenin dışında bir süre geçirme fırsatı bulur. Ziyaretinin nedeni bir aile kutlamasıdır, ancak orada geçirdiği günler kendine olan güvenini yeniden kazanacağı bir sürecin de başlangıcı olur. İngilizce bilmediği için küçümsendiği hayatından Manhattan’a uzanan bu süreçte, ailesinin kendisine bakışıyla kendi değerini birbirinden ayırmaya ve kendisine daha fazla güvenmeye başlar.