

Tıp fakültesinden yeni mezun olan genç bir adam, ilk görevini yapmak üzere bir akıl hastanesine atanır. Mesleğe adım attığı bu yerde, hastaların davranışlarını ve günlerini nasıl geçirdiklerini gözlemlemeye başlar. Başlangıçta kendisine yabancı gelen hastane düzenine alışması biraz zaman alır. Hastalarla geçirdiği süre arttıkça onların hareketleri de gündelik yaşamlarının tanıdık bir parçası haline gelir. Ancak genç adamın buraya alışması, çevresinde olup bitenleri gerçekten kavradığı anlamına gelmez. Bir süre sonra, sıradan kabul ettiği şeylerin ilk bakışta göründüğü kadar basit olmadığını fark eder. Artık hastaneyi yalnızca yeni görev yeri olarak değil, henüz tam olarak anlayamadığı bir yer olarak görmektedir.