

Prenses Diana, kendisini bir anda yalnızca kraliyet çevresinin değil, bütün dünyanın dikkatle takip ettiği bir hayatın tam ortasında bulur. Güzelliği kadar kırılganlığı da magazin basınının ilgisini çeker; gazetelerin ona duyduğu merak, modern çağın en çok konuşulan prensesinin üzerindeki baskının önemli bir parçasıdır. Diana’ya yönelen bu yoğun ilgi, dünyanın en tanınmış monarşisinin düzenini de sarsar ve saraydaki yaşamı etkiler. Bir yanda prenses unvanı, diğer yanda kişiliğine ve görünüşüne odaklanan basın varken, Diana yaşamını herkesin bakışları altında sürdürmek zorundadır. Onun mücadelesi, dünyanın daha önce benzerini görmediği ölçüde güçlü bir ilgiye maruz kalmanın ağırlığına dayanmaktır.