

Tarık, henüz dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte geçirdiği bir trafik kazasıyla hayatının alıştığı düzenini kaybeder. Kazada babası hayatını kaybederken annesi komaya girer. Tarık’ın da hafızasını yitirmesi, kazadan önceki yaşamını hatırlamasına engel olur. Geçmişiyle kurabildiği tek bağ, gördüğü düşlerden ibarettir; hatırlayamadığı hayatına ancak bu düşler aracılığıyla tutunabilir. Kazanın ardından köyde yaşayan dedesinin yanına gider ve onunla kalmaya başlar. Babasının olmadığı, annesinin ise komada bulunduğu bu dönemde, yaşamını artık dedesinin yanında sürdürmesi gerekir. Tarık bir yandan köydeki yeni hayatına alışmaya çalışırken bir yandan da geçmişinden elinde kalan tek şey olan düşlerini yeni yaşamının içinde korumaya çalışır.