

Anadolu’da yaşayan genç bir Rum, Amerika’ya gitmenin hayalini kurar. Ulaşmak istediği yer Amerika olsa da önünde önce İstanbul’a kadar uzanan bir yol vardır. Ailesi, sahip olduğu serveti ona emanet eder; genç adam İstanbul’a doğru giderken bu parayı da yanında taşır. Dolayısıyla elindeki para, dilediği gibi kullanabileceği kişisel bir birikim değil, sorumluluğunu üstlendiği aile varlığıdır. Ancak yolculuk sırasında kendisine teslim edilen serveti kaybeder. Daha İstanbul’a varamadan yaşadığı bu kayıpla birlikte, ailesinin ona bıraktığı maddi imkânlar da elinden gider. Amerika’ya gitmek isteyen genç, artık yanında ailesinin emanet ettiği para olmadan bu hayaliyle baş başadır.