

Bir kadın cezaevinde dünyaya gelen bebek, geçmişlerinde ağır yaralar taşıyan mahkûmların ortak sorumluluğu haline gelir. Her biri kendi suçları, pişmanlıkları ve kayıplarıyla yaşamaya çalışırken, bu küçük çocuk koğuşun içinde beklenmedik bir bağ kurar. Bebeğin hastalanmasıyla kadınlar, ona verebilecekleri son ve en anlamlı armağanı düşünür: birlikte bir koro kurmak. Müzik, onların yalnızca bebeğe seslenme biçimi değil, aynı zamanda kendi iç hesaplaşmalarına da eşlik eden sade bir alan olur. Film, cezaevi gibi sert bir ortamda bile şefkatin, dayanışmanın ve pişmanlıkla yüzleşmenin nasıl yer bulabildiğini abartıya kaçmadan anlatıyor. Ortaya hüzünlü ama insanı tamamen karanlıkta bırakmayan bir hikâye çıkıyor.