

İranlı Şeyda, altı yaşındaki kızıyla birlikte Avustralya’ya iltica eder ve burada bir kadın sığınma evine yerleşir. Kızıyla yeni bir hayata başlarken teselliyi, Fars yeni yılı Nevruz için yapılan kutlamalarda ve bu bayramın geleneklerinde bulur. Nevruz’un beraberinde getirdiği yeni başlangıçlar da Şeyda’ya iyi gelir. Ancak eski kocasının birdenbire yeniden hayatlarına girmesiyle, kızıyla kurmaya çalıştığı yaşamda ona da yer açılması gerekir. Şeyda’nın özgürce yaşayabilmesinin önündeki tek engel, geride bıraktığı bu evlilikten hayatına geri dönen adamdır. Artık kızıyla birlikte başka bir ülkede, bir sığınma evinde olsa da eski kocasının varlığı, Şeyda’nın özgürlüğünü kazanma çabasının merkezinde yer alır.