

Saint Tropez’nin tam ortasında, lüks bir yatta çalışan iki arkadaş, aslında mürettebat olsalar da çevrelerine teknenin sahipleriymiş gibi davranarak rahat ve gösterişli bir hayat sürer. Günleri parti, deniz ve küçük numaralarla geçerken bu düzen, oligark tekne sahibinin gemiyi Orta Doğu’dan gelecek prenslere satması için gönderdiği Chloe’nin gelişiyle bozulur. Yatın elden gitmesini istemeyen ikili, işi kendi bildikleri yöntemle çözmeye karar verir. Paris’teki arkadaşlarını çağırıp onları sözde doğulu prensler gibi tanıtacak, hafta sonunu eğlenceyle geçirirken satış işini de mümkün olduğunca baltalayacaklardır. Film, bu yanlış kimlikler ve çıkar hesapları üzerinden hafif tempolu bir komedi kuruyor. Özellikle sahte zenginlik oyunu ve hafta sonu planı, hikâyenin komik tarafını belirginleştiriyor.