

Kastamonu’nun Çaykaşı köylüleri, bir yanda alışıp sürdürdükleri yaşam, diğer yanda sanayileşme arasında sıkışıp kalmıştır. Kastamonu’dan İstanbul’a göç eden Aşur, burada inşaat sektöründe çalışarak geçimini sağlar. Ancak onun iş yapma biçimi, küçük hesaplara ve insanları dolandırmaya dayanır. Tadilat işlerini üstlenir ama aldığı işleri bir türlü doğru düzgün beceremez. Başladığı tadilatlar yarım kalırken Aşur, müşterilerden ödemelerini alıp ortadan kaybolmayı ihmal etmez. Ondan alacağı olanlar yalnızca parasını kaptırıp evindeki işi tamamlatamayan müşteriler değildir. Yanında çalışan işçiler de yaptıkları işin karşılığında ücretlerini alamaz. Bu şekilde para kazanan Aşur’un başı, hem yarı yolda bıraktığı müşterilerle hem de paralarını ödemediği işçilerle derde girer.