

Keely, ağabeyinin ailelerine ait lüks şekerleme dükkânının yarısını lisedeki en yakın arkadaşı Brooks’a satmasıyla beklemediği bir durumla karşılaşır. Bu kararın ardından artık dükkânla ilgili konularda Brooks’la ortak bir zemin bulması gerekir. Ancak onu ürküten yalnızca yeni bir ortakla anlaşmak zorunda kalması değildir; aralarında ansızın oluşan yakınlık da Keely’yi hazırlıksız yakalar. Geçmişte kalbi kırılmış biri olarak hayatındaki değişikliklere kolayca açık değildir. Brooks’un geçmişi ise Keely’ninkine oldukça benzer. O da yaşadıklarından sonra kendini korumak için duygularının çevresine duvarlar örmüştür. Aile dükkânındaki bu ortaklık, birbirine benzeyen iki insanı bir araya getirir. İkisi için de asıl soru, bu karşılaşmanın yeni bir başlangıca yer açıp açamayacağıdır.