

Henry, yaşıtlarından çok daha ileride bir zekâya sahip olduğu için küçük yaşta üniversiteye başlar. Hayatındaki en büyük eksik ise hiç tanımadığı babasıdır. Onu bulmaya kararlı olan Henry, uzun süre boyunca babası hakkında iz sürer ve geçmişine dair cevaplar arar. Araştırmaları sonunda, babasının sıradan bir şekilde hayatından ayrılmadığını; bir donör olduğunu öğrenir. Bu bilgi, Henry’nin yıllardır kurduğu baba fikrini yeniden sorgulamasına neden olur. Genç dâhi, öğrendiği bu gerçekle baş etmeye çalışırken hem ailesiyle hem de kendi kimliğiyle ilgili yeni sorularla karşılaşır.