

On üç yaşındaki Marta, İsviçre’de büyüdükten sonra annesi ve ablasıyla birlikte İtalya’nın güneyindeki bir şehre geri döner. Kendi kararlarını vermeyi seven, meraklı bir çocuktur. Burada yerel kilisenin din derslerine katılmaya başlar. İnanç hakkında daha çok şey öğrenmek ister ama derslerde karşısına çıkanlar bu isteğini pek karşılamaz. Oyunlar ve dini sözlerle söylenen pop şarkıları, onun aradığı cevaplar için yeterli değildir. Bir yandan kendine bir yer bulmakta zorlanan Marta, diğer yandan derslerin çizdiği sınırları zorlamaya başlar. Onun sorgulayıcı tavrı yalnızca sınıftaki oyunlar ve şarkılarla sınırlı kalmaz; dersleri, kilisenin rahibini ve kilisenin kendisini de kapsar.