

2025 yılında, birbirinden çok farklı hayatlar süren dört genç, Normandiya’daki eski bir evde bir araya gelir. Uzak kuzen olan bu gençler, aralarındaki akrabalık bağına rağmen birbirlerine yabancıdır. Evde uzun zamandır kimsenin dokunmadığı, üzerleri tozla kaplanmış eski fotoğraflar, mektuplar ve tablolar bulunur. Kuzenler bu eşyaları incelerken, bir zamanlar aynı evde yaşamış büyük büyükanneleri Adèle Vermillard’ın hayatına dair ayrıntıları ortaya çıkarır. Geçmişten kalan bu izlerle birlikte 2025’ten 1895’e, henüz 20 yaşında olan Adèle’in Paris’teki yaşamına geçeriz. Paris, altın çağı olarak anılan Belle Époque dönemini yaşamaktadır. Fotoğrafın, sinemanın ve Empresyonizmin doğuşu, Adèle’in içinde yaşadığı dünyayı kalıcı biçimde değiştirmektedir.