

1835 Paris’inde geceler gösterişli salonlarda, kapalı kapılar ardındaki konserlerde ve soyluların beklentileriyle geçer. Frederic Chopin, şehrin en çok konuşulan bestecilerinden biridir; fakat parıltılı davetlerin arkasında zayıf düşen bedeni ve bitmeyen geçim kaygısı vardır. Ders vererek, özel konserlere çıkarak ve aristokrat çevrelerin taleplerine uyum sağlamaya çalışarak varlığını sürdürür. Yine de aklını en çok meşgul eden şey, piyanonun sınırlarını başka türlü zorlayabilmektir. Bu film, Chopin’i yalnızca büyük bir deha olarak değil, zamanı daralan, inatçı ve kırılgan bir insan olarak ele alıyor. Paris’in salon kültürüyle sanatçının iç gerilimi yan yana ilerlerken, müziğin sessiz ama derin değişimine tanıklık ediyoruz.