

1990’ların başında Ankara’daki bir hapishanede bulunan Uğur Kurt, kendisini çevresindeki insanlara kendi adıyla değil, Yunus olarak tanıtır. Bu adı seçerken esinlendiği kişi Yunus Emre’dir. Cezaevinde onu bu isimle tanıyan insanlar için Yunus, zaman içinde yalnızca aynı yerde bulunan bir mahkûm olmaktan çıkar. Etrafındakilerin umut bağladığı biri haline gelir ve hapishanedeki birçok insanın hayatını değiştirir. Onun cezaevinde kurduğu ilişkilerin merkezinde, kendisine Yunus adını vermesine de kaynaklık eden bu esin vardır. Uğur Kurt’un hapishanede geçirdiği günler, yalnızca kendi yaşamının bir parçası olarak kalmaz; çevresinde bulunan ve ona umut bağlayan insanların hayatlarında da bir yer edinir.