

James Bond’un yakın dostu Felix Leiter, düğün gününde müstakbel eşiyle birlikte öldürülünce Bond’un soğukkanlılığı yerini öfkeye bırakır. Olayın arkasında, Güney Amerika bağlantılı acımasız uyuşturucu baronu Franz Sanchez’in olduğu anlaşılır. Bond, resmi görev sınırlarının onu yavaşlatacağını düşünerek gizli servisteki görevinden istifa eder ve Sanchez’in peşine kendi hesabına düşer. Öldürmek için eğitilmiş bir ajan olarak artık emir beklemez; bu da onu hem daha tehlikeli hem de daha kontrolsüz hale getirir. Film, alışılmış Bond düzeninden biraz ayrılıyor. Dünya çapında bir krizden çok, kişisel intikam duygusuyla hareket eden bir Bond izliyoruz. Bu yönüyle karakterin daha sert, daha karanlık ve kırılgan tarafını öne çıkarıyor.