

Dedektif Danny Rourke, küçük kızı Minnie’nin kaybolmasının ardından hayatı dağılan bir adamdır. Kızını bulamamış, bu süreçte eşiyle de yollarını ayırmıştır. Yine de içinde biriken öfke ve Minnie’ye yeniden kavuşma ihtimali onu bırakmaz. Bir gün görevdeyken bir banka soygunu ihbarı alır ve olay yerine hırsızdan önce varır. Kasada bulduğu Minnie’ye ait fotoğraf, yıllardır beklediği tek gerçek ipucu olur. Danny bu izleri takip ettikçe karşısına sıradan suçlulardan çok daha tehlikeli kişiler çıkar: İnsanların zihnini etkileyebilen, algılarını kontrol edebilen hipnotikler. Film, Danny’nin kızına ulaşma çabasını, gerçeklik duygusunun giderek bulanıklaştığı gerilimli bir takip üzerinden anlatıyor.