

Güneş, Duygu, Aslı ve Yasemin, fantastik bir konusu olan senaryo üzerinde çalışmak için ormanın içindeki bir av evine giderler. Burada yalnızca senaryoyu yazmakla kalmayıp kaldıkları yerin ruhunu da keşfetmeye çalışırlar. Ancak mekânı tanımaya yönelik bu çabalarına, hiç tahmin etmedikleri olaylar eşlik eder. Bir falcı kadından, bulundukları bölgede Gulyabani’ye dair anlatılan efsaneyi dinlerler. Dördü de ilk başta bu anlatılanları saçma bulur; duyduklarını ciddiye almaları için bir neden yoktur. Av evinde art arda yaşananlar ise efsaneye bakışlarını değiştirir. Başlangıçta inanmadıkları Gulyabani’nin bölgede bulunduğunu ve onu uyandıranların kendileri olduğunu fark ederler. Böylece senaryo yazmak için geldikleri yerde, falcıdan duydukları efsaneyle bizzat karşı karşıya kalırlar.