

Evliya Çelebi’nin tek isteği, dünyanın her yerini gezebilecek kadar uzun yaşamaktır. Bu yüzden eskilerin Ab-ı Hayat adını verdiği Ölümsüzlük Suyu’nu arar. 1600’lü yıllarda Nil Nehri’nin kıyısında aradığı suya ulaşır ve yanındaki dostu kazla birlikte bu sudan içer. Ancak burada karşısına çıkan kötü kraliçe onu cezalandırır. Evliya Çelebi bu cezanın ardından uzun bir uykuya dalar. Gözlerini yeniden açtığında artık kendi çağında değil, günümüz İstanbul’undadır. Aradan 400 yıl geçmiştir ve dört asır önce suyu beraber içtiği kaz da hâlâ yanındadır. Ne var ki kötü kraliçe de geçmişte kalmamıştır. Asırlar ötesinden gelen kraliçe, İstanbul’da da Evliya Çelebi’nin peşini bırakmaya niyetli değildir.