

1970’lerin başında Paris’te lise öğrencisi olan Gilles, çevresindeki siyasal hareketlerin ve yeni sanat arayışlarının etkisi altında kalır. Arkadaşlarıyla birlikte radikal fikirleri tartışırken kendi istekleri, ilişkileri ve geleceği konusunda da karar vermeye çalışır. Gilles’in hayatına giren romantik karşılaşmalar, onun yalnızca duygusal dünyasını değil, sanatla kurduğu bağı da değiştirir. Yakın çevresindeki gençler gibi o da dönemin toplumsal çalkantıları içinde hangi tarafa ait olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Paris’te başlayan bu arayış, Gilles ve arkadaşlarını İtalya’ya götürür. Oradaki deneyimlerin ardından grup Londra’ya geçer; farklı şehirler, ilişkiler ve fikirler onların kişisel tutkuları ile siyasi inançları arasındaki gerilimi daha görünür hâle getirir.