

David Crosby, hayatında kolay bir emeklilikten başka neredeyse her şeye sahip olan bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Onun portresi, sahip olduklarıyla geride bırakmadıkları arasındaki ince çizgide şekilleniyor. Crosby’nin yaşamı, sakin ve sorunsuz bir emeklilik fikrinin oldukça uzağında duruyor. Geçmişinden gelen deneyimler, bugününü belirleyen koşullar ve hâlâ taşıdığı yükler bu portrede bir araya geliyor. Kolay bir hayat beklentisi taşımayan Crosby, sahip olduğu şeylerle birlikte kendi hikâyesinin merkezinde kalıyor.