

Mariel, atlama sporunda deneyimli ve rekabetçi bir sporcudur. Olimpiyatlarda kendini göstermek için elinde son bir şans vardır ve kazanmak, onun için bu fırsatın merkezindedir. Ancak korkunç bir gerçeğin açığa çıkması, yalnızca sportif hedeflerine odaklanmasını engeller. Artık önündeki mesele, olimpiyatlarda elde edebileceği bir başarıyla sınırlı değildir. Mariel, öğrendikleri karşısında şimdiye dek karşılaştığı en büyük kişisel ikilemle yüzleşmek zorunda kalır. Bir yanda rekabetçi kimliği ve önündeki son olimpiyat fırsatı, diğer yanda ortaya çıkan gerçeğin beraberinde getirdiği, cevabını kendisinin vermesi gereken bir soru vardır: Kazanmak gerçekten en büyük hayali midir, yoksa ne istediğini yeniden düşünmesi mi gerekmektedir?