

Çocukken Katolik din insanlarının cinsel istismarına uğrayan altı adam, yaşadıkları travmalarla baş ederken birbirlerine bir aile gibi sarılır. Her birinin geçmişinde yer alan istismar, aralarında paylaştıkları ortak bir deneyimdir; birbirleriyle kurdukları bağ ise aile bağlarına benzer bir yakınlık taşır. Bu altı adam, birbirlerinden aldıkları desteğin yanı sıra kendi yaptıkları filmlerden de güç bulur. Filmlerinin esin kaynağını, çocukluklarında maruz kaldıkları istismarın yol açtığı travmalar oluşturur. Böylece yaşadıkları, yalnızca geçmişlerinin bir parçası olarak kalmaz, sinema aracılığıyla ifade ettikleri deneyimlerin de merkezinde yer alır. Birbirlerine sarılmak ve bu deneyimlerden hareketle üretmek, onlar için güç bulmanın iki yoludur.