

Postanede memur olarak çalışan genç Tomek, kendi halinde, son derece sıradan bir yaşam sürüyor gibi görünür. Oysa günlük hayatının pek fark edilmeyen bir yanını, tam karşı binada yaşayan Magda’ya duyduğu takıntılı aşk kaplamaktadır. Tomek, evindeki teleskopla sürekli Magda’nın dairesini gözetler; onunla ilgili her şeyi takip eder. Magda’ya karşı hissettiklerinde aşk ile yoğun bir tutku iç içedir. Uzaktan izlemekle geçen günlerin ardından bir gün duygularını ona açıkça söylemeye karar verir. Ancak Magda’dan aldığı cevap, Tomek’in bütün varlığını altüst edecek kadar sarsıcı olur. Cinsel tutkuyu aşk sanmak mümkün müdür? Yoksa aşk, cinsellikten bağımsız olarak var olabilen, ondan daha güçlü bir duygu mudur?